Bizi Google’da tercih edilen kaynak yapın Yeni yazılarımız aramalarınızda öne çıksın + Ekle

Otoskleroz Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

İçindekiler
✓ Prof. Dr. Mustafa Deniz Yılmaz tarafından yazıldı ·

Otoskleroz, orta kulakta üzengi kemiği (stapes) çevresinde anormal kemikleşmenin gelişmesi sonucu ilerleyici iletim tipi işitme kaybına yol açan bir kulak hastalığıdır. Başlıca belirtileri iki taraflı yavaş yavaş azalan işitme, kulak çınlaması ve gürültülü ortamda konuşmayı daha kolay duyma hissidir. Tedavi, hastalığın evresine ve hastanın tercihine göre izlem, işitme cihazı ya da mikro-cerrahi yaklaşımlardan (stapedektomi veya stapedotomi) oluşur.

Öne Çıkanlar

  • Otoskleroz, sıklıkla 20-40 yaş arası kadınlarda başlayan ve iki kulağı da tutabilen genetik yatkınlıklı bir orta kulak hastalığıdır.
  • En sık ilk belirti, kademeli iletim tipi işitme kaybı ve buna eşlik eden kulak çınlaması; gürültülü ortamda konuşmayı daha rahat duymak (paracusis Willisii) tipik bir ipucudur.
  • Tanı otoskopik muayene, odyometri ve timpanometri temelinde konulur; şüphede kalınan olgularda temporal kemik yüksek çözünürlüklü BT ile diğer nedenler dışlanır.
  • Tedavide izlem, işitme cihazı ve mikro-cerrahi (stapedektomi/stapedotomi) seçenekleri arasından, karar hasta ile birlikte verilir.

Otoskleroz Nedir?

Otoskleroz, iç kulak (koklea) ile orta kulak arasında yer alan üzengi kemiği (stapes) tabanının, kemik dokusunun yeniden yapılanması sonucu giderek hareketsiz hale gelmesiyle karakterize bir hastalıktır. Sağlıklı bir kulakta ses, kulak zarından çekiç–örs–üzengi zincirine ve oradan iç kulaktaki sıvıya iletilir. Üzengi kemiği tabanı normalde titreşerek bu sesi iç kulağa aktarır. Otosklerozda ise stapes tabanı çevresindeki kemik yumuşayıp yeniden şekillenirken, zamanla sertleşerek üzenginin hareketini kısıtlar. Sonuçta ses iç kulağa ulaşamaz ve iletim tipi işitme kaybı ortaya çıkar. Bazı olgularda hastalık sadece stapes çevresinde kalmayıp iç kulağı da etkileyebilir; bu duruma koklear otoskleroz denir ve iletim tipine ek olarak sensörinöral bileşen görülür.

Otoskleroz, KBB pratiğinde çocukluk ve gençlik döneminde nadir görülen, tipik olarak erişkin başlangıçlı bir hastalıktır. Toplumda beyaz ırkta klinik olarak anlamlı otoskleroz görülme sıklığı yaklaşık %0,3-0,4 olarak bildirilmiştir; kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür ve gebelik döneminde ilerleme hızlanabilir. Belirtiler çoğunlukla 20-40 yaş arasında ortaya çıkar. Hastaların yaklaşık %70-80’inde her iki kulak da etkilenir; ancak tutulum genellikle asimetriktir.

Belirtileri

Otoskleroz sinsi ilerleyen bir hastalıktır; hasta kendisini "aniden duymamaya başladım" olarak değil, aylar-yıllar içinde yavaş yavaş azalan bir işitme olarak tarif eder. En sık görülen belirtiler şunlardır:

  • İlerleyici iletim tipi işitme kaybı: Genellikle önce alçak frekanslardaki (bas) seslerin duyulması güçleşir. Zaman içinde işitme kaybı daha geniş frekans aralığına yayılır ve iki taraflı hale gelebilir.
  • Kulak çınlaması (tinnitus): Hastaların önemli bir bölümünde işitme kaybına sürekli veya ataklar halinde çınlama, uğultu ya da vızıltı eşlik eder. Çınlama bazen hastanın hekime başvurmasının asıl sebebidir.
  • Paracusis Willisii (Willis paradoksu): Otoskleroza özgü, klasik bir ipucudur. Hasta "sessiz ortamda konuşmayı zor duyuyorum ama gürültülü bir yerde (araba içi, kalabalık lokanta) daha rahat duyuyorum" der. Bu bulgu her hastada olmasa da varlığında tanıyı düşündürür.
  • Kendi sesini içeriden duyma hissi: Bir kısım hasta kendi sesini kulağın içinden gelir gibi (autofoni) duyar; bu, iletim tipi işitme kaybının doğal bir sonucudur.
  • Denge ile ilgili şikayetler: Çoğu hastada denge sistemi normaldir. Az sayıda olguda hafif dengesizlik veya baş dönmesi hissi bildirilebilir; bu durumda mutlaka ayrı bir vestibüler değerlendirme yapılır.

Belirtiler kişiden kişiye farklı hızlarda ilerleyebilir. Bazı hastalarda ilerleme yıllar içinde çok yavaş olurken, bazılarında özellikle gebelik veya doğum sonrası dönemde belirgin hızlanma bildirilir.

Önemli not: İki taraflı, sinsi ilerleyen bir işitme kaybı ve buna eşlik eden çınlamada tanı çoğu zaman gözden kaçar ve hasta "yaşımdandır" diyerek yıllarca beklemeye devam eder. Otoskleroz tedavi edilebilir bir hastalıktır; doğru tanı, tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde ilk adımdır.

Neden Olur?

Otoskleroz tek bir nedene bağlı değildir; genetik yatkınlık, hormonal etkiler ve olası çevresel faktörlerin bir arada rol oynadığı düşünülmektedir.

Otoskleroz süreci — kemik yeniden yapılanmasında ne olur?
Sağlıklı bir kemik dokusu, yapım ve yıkım hücreleri (osteoblast ve osteoklast) arasındaki dengeyle sürekli yenilenir. Otosklerozda özellikle stapes tabanı çevresindeki otik kapsül bölgesinde bu denge bozulur. Önce yumuşak, damardan zengin, aktif "otospongiyotik" odaklar oluşur; ardından bu alanlar zamanla sertleşerek stapes tabanının hareketini kısıtlayan yoğun kemik dokusuna dönüşür. Bu sürecin uzaması, hastalığın belirtilerinin de yıllar içinde giderek belirginleşmesini açıklar.

Risk faktörleri:

  • Aile öyküsü: Otoskleroz olgularının önemli bir kısmında otozomal dominant, düşük penetranslı kalıtım paterni tanımlanmıştır. Aile bireylerinden birinde otoskleroz varsa, hastalığın diğer bireylerde görülme olasılığı artar.
  • Cinsiyet ve hormonal etki: Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür. Gebelik döneminde hastalığın ilerleme hızının arttığı bildirilmiştir; ancak gebeliğin doğrudan otoskleroz "başlatıcısı" olduğuna dair kanıt sınırlıdır.
  • Yaş: En sık 20-40 yaş arasında başlar. Çocukluk çağında görülen otoskleroz nadirdir.
  • Etnik köken: Beyaz ırkta belirgin şekilde daha sık; Afrika ve Asya kökenli toplumlarda görülme sıklığı düşüktür.
  • Kızamık virüsü ile olası ilişki: Bazı çalışmalarda otospongiyotik odaklarda kızamık virüsüne ait genetik materyal saptanmış olsa da, virüs–hastalık ilişkisi tartışmalı olmaya devam etmektedir.

Bu risk faktörlerinin hiçbiri tek başına otoskleroz gelişimini kaçınılmaz kılmaz; benzer şekilde, hiçbiri olmadan da hastalık ortaya çıkabilir.

Tanı

Otoskleroz tanısı, hasta öyküsünün dikkatle alınması ve yönlendirilmiş bir dizi işitme testiyle konur. Tek bir "otoskleroz testi" yoktur; bulgular birlikte değerlendirilir.

1. KBB muayenesi ve otoskopi

İlk adım, kulak zarının otoskopik muayenesidir. Otosklerozda kulak zarı genellikle normal görünür; bu, hastalığın orta kulaktaki mekanik bir sorun olduğunu gösterir. Bazı olgularda kulak zarının üst-arka bölgesinden pembe-kırmızı bir yansıma (Schwartze bulgusu) görülebilir; bu, aktif otospongiyotik odakları düşündüren, sık olmayan ama değerli bir ipucudur.

2. Odyometri

Otoskleroz tanısında merkezî testtir. Saf ses odyometrisi ile hem hava yolu hem kemik yolu işitme eşikleri ölçülür. Otosklerozda tipik olarak:

  • Hava yolu eşikleri yükselir (işitme kaybı vardır).
  • Kemik yolu eşikleri erken dönemde büyük ölçüde korunmuştur.
  • Bu iki eşik arasında bir fark, yani hava-kemik yolu aralığı (air-bone gap) oluşur; iletim tipi kaybın odyometrik imzasıdır.
  • 2 kHz civarında kemik yolu eşiğinde tipik bir düşme (Carhart çentiği) sık gözlenir; ameliyat sonrası genellikle düzelir.

3. Timpanometri (empedansmetri)

Kulak zarının ve orta kulak sisteminin hareketliliğini ölçer. Otosklerozda timpanogram sıklıkla normal (Tip A) veya normalden daha az hareketli (Tip As) çıkar; stapes tabanının sertleşmiş olmasıyla uyumludur. Ayrıca stapedius refleksi çoğunlukla alınamaz veya azalmıştır; bu bulgu tanıyı destekler.

4. Konuşmayı ayırt etme testi (SDS)

Otosklerozun tipik iletim tipi evresinde hastanın konuşmayı ayırt etme becerisi yüksek kalır. Ayırt etme puanının belirgin düşük olması, koklear otoskleroz veya başka bir iç kulak nedeninin varlığı açısından uyarıcıdır.

5. Temporal kemik yüksek çözünürlüklü BT

Rutin olarak her hastada gerekli değildir. Tanı klasik odyolojik bulgularla açıkça konabildiğinde ek görüntülemeye gerek yoktur. Ancak şu durumlarda temporal kemik yüksek çözünürlüklü BT istenir:

  • Cerrahi düşünülen olgularda anatomik değerlendirme için,
  • Odyolojik bulgular tipik değilse (örneğin karışık işitme kaybı, tek taraflı sensörinöral bileşen),
  • Ayırıcı tanıda başka nedenlerin (kemikçik zinciri kesintisi, superior semisirküler kanal dehisensi, tümöral süreçler) dışlanması gerekiyorsa.

Görüntülemede aktif odaklar hafif hipodens alanlar olarak görülebilir; ancak BT bulgularının yokluğu tanıyı dışlamaz — otoskleroz esasen klinik ve odyolojik bir tanıdır.

Tedavi Seçenekleri

Otosklerozda tek bir "doğru" tedavi yoktur. Karar; işitme kaybının derecesine, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna, mesleki ihtiyaçlarına, hastalığın tek veya iki taraflı olmasına ve hastanın beklentilerine göre birlikte verilir.

1. İzlem (bekle-gör)

Erken evrede, işitme kaybı çok hafif ve günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemiyorsa düzenli aralıklarla işitme takibi ile izlem seçilebilir. İzlem, hiçbir şey yapmamak değildir; hastanın ilerleyişi periyodik odyometriyle takip edilir ve tedavi kararı zaman içinde yenilenir.

2. İşitme cihazı

Otosklerozdaki iletim tipi işitme kaybı, teknik olarak işitme cihazına iyi yanıt veren bir kayıp tipidir. Cerrahi istemeyen, cerrahiye uygun olmayan ya da tek kulak ameliyat sonrası diğer kulağı destekleme ihtiyacı olan hastalarda güvenli ve etkili bir seçenektir. Modern dijital işitme cihazları, geniş bir kayıp aralığında hastaya belirgin fayda sağlayabilir. İşitme cihazı hastalığın seyrini değiştirmez; sesin daha iyi duyulmasına yardımcı olur.

3. Cerrahi tedavi: stapedektomi ve stapedotomi

Otosklerozun altta yatan mekanik sorununu — hareketsiz stapes tabanını — doğrudan hedefleyen tedavi cerrahidir. İki temel teknik vardır:

  • Stapedotomi: Günümüzde daha sık tercih edilen yöntemdir. Stapes tabanına mikroskop altında küçük bir delik açılır; buraya, hareketli çekiç–örs kompleksine bağlanan stapes protezi yerleştirilir. Böylece ses, sertleşmiş kemiği aşarak yeniden iç kulağa iletilir.
  • Stapedektomi: Stapes tabanının tümünün veya büyük bir bölümünün çıkarılıp yerine protez konması esasına dayanır. Klasik yöntemdir; günümüzde stapedotomi daha küçük müdahale ile benzer sonuç verdiği için birçok merkezde tercih değişmiştir.

Cerrahi girişim mikroskop altında, dış kulak yolundan yapılır; boyunda veya kulak arkasında görünür bir kesi bırakmaz. Ameliyat genellikle lokal veya genel anestezi altında yapılır ve çoğunlukla aynı gün ya da bir gün içinde taburcu edilir.

Başarı ve riskler — dürüst çerçeve:
Deneyimli ellerde stapedotomi sonrası hastaların büyük bölümünde hava-kemik yolu aralığının belirgin şekilde daralması (10 dB’nin altına inmesi) hedeflenir; literatürde bu hedefe ulaşma oranı yaklaşık %85-95 olarak bildirilmektedir. Ancak her cerrahi girişimde olduğu gibi otoskleroz cerrahisinin de kendine özgü riskleri vardır:

  • Sensörinöral işitme kaybı riski (%1 civarı, deneyimli ellerde daha düşük),
  • Ameliyat sonrası tat değişikliği (chorda tympani sinirinin cerrahi alanda yakın seyretmesi nedeniyle),
  • Baş dönmesi (genellikle geçici),
  • Kulak çınlamasının değişmemesi veya nadiren artması,
  • Uzun dönemde protezin yer değiştirmesi ya da bağlantı sorunları nedeniyle revizyon cerrahisi gereksinimi.

Bu riskler abartılmadan, açıkça hastayla paylaşılır. Karar, sadece başarı oranıyla değil; kişinin işitme durumuna, cerrahiye hazır olup olmamasına ve tercihine göre birlikte verilir.

4. Koklear otoskleroz ve ileri işitme kaybı

Hastalık iç kulağı da etkilemişse (koklear otoskleroz) veya işitme kaybı çok ileri düzeye ulaşmışsa, klasik stapes cerrahisi tek başına yeterli olmayabilir. Bu olgularda seçenekler arasında ileri işitme cihazı uygulamaları ve seçili hastalarda koklear implant yer alır. Karar, kapsamlı bir odyolojik değerlendirmenin ardından bireysel olarak verilir.

5. Medikal tedavi

Otoskleroz sürecini durdurduğu veya geri çevirdiği kanıtlanmış bir ilaç tedavisi yoktur. Sodyum florür ve bifosfonatlar gibi ajanlar bazı olgularda araştırma amaçlı kullanılmış olsa da güncel kılavuzlar rutin medikal tedaviyi önermez.

Ne Zaman KBB Doktoruna Başvurmalı?

Otoskleroz sinsi ilerlediği için birçok hasta hekime geç başvurur. Aşağıdaki durumlarda bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirme yapılması önerilir:

  • Aylar-yıllar içinde giderek azaldığını hissettiğiniz, özellikle iki kulakta ilerleyen bir işitme kaybı,
  • Telefonda ya da sessiz ortamda konuşmayı duymakta zorlanma; buna karşın gürültülü ortamda daha rahat işitme hissi (paracusis Willisii),
  • İşitme kaybına eşlik eden, sürekli veya ataklar halinde kulak çınlaması,
  • Ailesinde otoskleroz veya genç yaşta başlayan işitme kaybı olan bireyler,
  • Gebelik döneminde ya da doğum sonrasında belirgin biçimde artan işitme sorunu.

Aynı gün başvuru gerektiren durumlar (otosklerozdan farklı, ama karıştırılabilen tablolar):

  • Bir sabah uyandığınızda tek kulakta ani, belirgin işitme kaybı — bu, ani sensörinöral işitme kaybı olabilir ve ilk 72 saat içinde başvurulması önemlidir.
  • İşitme kaybına eşlik eden şiddetli baş dönmesi, kusma, denge kaybı, çift görme, konuşma bozukluğu gibi nörolojik belirtiler.
  • Kulaktan akıntı, kan veya travma sonrası aniden ortaya çıkan işitme kaybı.

Bu tabloların otosklerozla ilgisi olmayabilir; ancak zaman kaybetmemek için aynı gün bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.

Bizi Google’da tercih edilen kaynak yapınBu yazıyı faydalı buldunuzsa, yeni içeriklerimiz aramalarınızda öne çıksın+ Ekle

Sıkça Sorulan Sorular

Otoskleroz kendiliğinden geçer mi? Hayır. Otoskleroz, stapes çevresindeki kemik dokusunun yeniden yapılanmasına bağlı yapısal bir süreçtir; kendiliğinden gerilemesi beklenmez. Ancak ilerleme hızı hastadan hastaya çok değişir; bazı hastalarda yıllar içinde çok yavaş ilerler.

Otoskleroz ameliyatı riskli mi? Her cerrahi girişimde olduğu gibi stapes cerrahisinin de riskleri vardır (sensörinöral işitme kaybı, tat değişikliği, baş dönmesi, çınlama, revizyon ihtiyacı). Deneyimli merkezlerde ciddi komplikasyon oranları düşüktür; ancak “risksiz ameliyat” yoktur. Karar, hasta ile birlikte, olası fayda ve riskler açıkça konuşularak verilir.

Sadece bir kulakta otoskleroz olur mu? Evet olabilir; ancak hastaların yaklaşık üçte ikisinde zamanla diğer kulakta da tutulum gelişir. Bu nedenle otoskleroz tanısı konan hastalarda diğer kulağın periyodik takibi önemlidir.

İşitme cihazı mı, ameliyat mı daha iyi? “Daha iyi” olan seçenek hastadan hastaya değişir. Cerrahi, altta yatan mekanik sorunu doğrudan hedefler; işitme cihazı ise hastalığa dokunmadan sesin daha iyi duyulmasını sağlar. Yaş, işitme kaybının derecesi, iki kulağın durumu, meslek gereksinimleri ve hastanın tercihi bu kararı belirler.

Gebelikte otoskleroz nasıl yönetilir? Gebelik döneminde belirtilerin hızlanabildiği bildirilmiştir. Gebelikte cerrahi genellikle ertelenir; öncelikli yaklaşım gözlem ve gerekli durumda işitme cihazıdır. Doğum sonrası detaylı odyolojik değerlendirmeyle uzun vadeli plan yapılır.

Otoskleroz ameliyatından sonra ne kadar sürede duyabilirim? Ameliyat sonrası ilk günlerde kulakta dolgunluk ve hafif işitme dalgalanması olabilir. İşitmedeki iyileşme genellikle ilk haftalar içinde belirgin hale gelir; nihai sonuç birkaç ay içinde stabilize olur. Uçuş, dalış, ağır efor ve burun sümkürme konularında hekiminizin verdiği takvim izlenir.

Sonuç

Otoskleroz, doğru tanı konduğunda yönetilebilir bir kulak hastalığıdır. Belirtilerin sinsi ilerlemesi tanının gecikmesine yol açsa da, günümüzde odyometri ve timpanometri gibi standart testlerle yüksek oranda güvenilir bir tanı konabilir. Tedavi seçenekleri — izlem, işitme cihazı ve mikro-cerrahi — her hasta için farklı ağırlıklarla değerlendirilir; "herkese uyan tek bir çözüm" yoktur.

İşitmenizde uzun süredir ilerleyen bir azalma, çınlama veya paracusis Willisii tarifine benzer bulgular varsa, detaylı bir KBB değerlendirmesi ile durumu netleştirmek en doğru ilk adımdır. Detaylı değerlendirme ve tedavi seçeneklerinin sizin için birlikte konuşulması adına randevu oluşturabilirsiniz.

Kaynaklar

  • Chole RA, McKenna M. Pathophysiology of otosclerosis. Otol Neurotol. 2001. PubMed
  • Batson L, Rizzolo D. Otosclerosis: An update on diagnosis and treatment. JAAPA. 2017. PubMed
  • Cureoglu S, Schachern PA, Ferlito A, et al. Otosclerosis: etiopathogenesis and histopathology. Am J Otolaryngol. 2006. PubMed
  • National Institute on Deafness and Other Communication Disorders (NIDCD). Otosclerosis. NIDCD

Formu Doldurun
Sizi Arayalım
Prof. Dr.
Mustafa Deniz Yılmaz
Prof dr mustafa deniz yilmaz

1996 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Hacettepe üniversitesi Kulak Burun Boğaz Kliniğinde uzmanlık eğitimimi 2001 yılında tamamladıktan hemen sonra Afyon Kocatepe Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalında akademik kariyerime başladım. Yaklaşık 7 yıl burada öğretim üyesi olarak çalıştım ve Doçent ünvanı aldım. Sonrasında memleketim olan Antalya’ya döndüm ve Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi’nde göreve başladım. Burada, Klinik Eğitim ve İdari Sorumlusu görevlerinde bulundum. 2016 Yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi KBB Anabilim Dalı Profesör kadrosuna atandım…

İlk Adımı Hemen Atın

Ayrıntılı bilgi için bize ulaşın

Prof. Dr. Mustafa Deniz Yılmaz ile görüşmenizi şimdi planlayın. Tedavi sürecinizde ilk adımı atın ve kişiye özel çözümlerle sağlığınıza kavuşma yolculuğunuza birlikte başlayalım.

Tıbbi Uyarı: Bu web sitesindeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Herhangi bir sağlık şikayetiniz için mutlaka hekiminize başvurun. KVKK Aydınlatma Metni · Gizlilik Politikası
Formu Doldurun Sizi Arayalım